Chat Siteleri ve Sohbet Siteleri

Evet Sevgili IRCAlem.Gen.TR Kullanıcıları Hepinize Öncelik ile Merhabalar.

Sitemiz 2014 Yılında En iyi Hizmeti Sunmak için Tamamen Görselliği Arka Planda Bırakıp İçerik Anlamında Zengin Halde Kılınıp Sizlerin Hizmetine Sunulmuştur.

Bu Web Sitesi google Üzerinde Chat Siteleri, Sohbet Siteleri, ve Chat Kategorisi Alanında Hizmet veren, En Güzel Konuları içerisinde Barındıran Paylaşmayı Seven Yöneticiler Tarafından Sizlerin Hizmetindedir.

Bizim Bu Siteyi Kurmakta ki Amacımız Google Algoritmaları Yönergelerini izleyerek Sohbet ve Chat Alanında ileri seviyeye ulaşmayı sağlayan bir chat sitesiyiz.

Google ile Aramızda ki Yeri Gelen Tatsız Durumlar Yaşansada Bir Aile gibi Abi Kardeşiz.

Google Son Zamanlarda Çıkarttığı Algoritmalar Sebebiyle Sitemizi Manuel Spam İşlemi Uygulamıştır Bu yüzden Dolayı Bazı Yer Aldığımız kelimelerde yok olup gitmişizdir.

O Yüzden Dolayı Google Üzerinde Yanlış Algoritmalar izlediğimizi Düşünerek Bu Yazıyı Paylaşıp Ondan bir Kez daha hatamızı telafi etmesini rica ediyoruz.

IRCAlem.Gen.TR En iyi günümüz Google Bizi Sevindireceği Gün Olacaktır Teşekkürler.

BABA – ÇOCUK İLİŞKİSİNİN BOYUTUNU CİNSİYET BELİRLİYOR

BABA – ÇOCUK İLİŞKİSİNİN BOYUTUNU CİNSİYET BELİRLİYOR
Kuşkusuz baba figürü tüm kültürlerde güven ve otorite anlamına geliyor. Ancak babaların kız çocuklarına sergiledikleri tutumlarla erkek çocuklarına olan davranışları ciddi olarak değişiyor. Bir ilişki modeli sakinlik ve sükûnet üzerine kurulurken diğeri ciddi çatışmalara sahne oluyor. Peki, bu durum neden kaynaklanıyor? Bu sorunun yanıtını DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Psikolog Dilek Doğu verdi…

Baba hem korur hem kollar. Destekleyicidir. Güven verir. Akıl danışılan, örnek oluşturan ve kural koyan kişidir. Öyle ki babanın varlığı çocuğun duygusal gelişimindeki en önemli

Peki, Babalar Günü’ne sayılı Günler kala babalarımızla ilişkimizi sorguladığımız bu dönemde; kız ve erkek çocuklarla baba ilişkisinde ne gibi farklılıklar vardır? Baba hem erkekler hem de kızlar için ne ifade eder?

DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Psikolog Dilek Doğu, “Çocuğun zihnindeki ideal baba, yaşamın her devresinde değişir ve gelişir. Bunlar; otoriter-baskıcı baba, izin verici, tutarlı-tutarsız, ilgisiz veya demokratik tutum şeklinde olabilir” diyor.

Baba figürünü, erkek ve kız çocuklardaki tutum farklılıkları nedeniyle ayrı ayrı irdelemek gerektiğine değinen Doğu, erkek çocuklarla babaları arasındaki çatışmaya dikkat çekiyor. Baba-oğul ilişkisinin psikolojisini edebiyatla bile keşfetmek mümkün diyen Doğu, “Babalar ve oğullar arasındaki çatışma, antik ve çağdaş edebiyatın temel konularından ve sorunlarından biri olmuştur. Edebiyatta, korkulan ve alt edilmesi gereken bir otorite ve benzemekten ölesiye korkulan bir örnek olarak ‘baba’ imgesine başvurulur. Özellikle baba-oğul ilişkisindeki psikolojik olay ve olgulara, dünya ve Türk Edebiyatı’nda sıklıkla rastlanır” diyor.

Türk Edebiyatı’nda da sancılı baba-oğul ilişkilerine yer verildiğini anlatan Doğu, “Namık Kemal’den Mehmet Akif’e, İlhan Berk’ten Ece Ayhan’a ve Cevat Şakir’e kadar edebiyatımızın önemli isimlerinin baba-oğul ilişkisini ele aldıklarını görürüz. İlginçtir ki, çoğu öykü yazarın kendi yaşamı ile de ilintilidir. Gelenekçi – modern, doğu – batı gibi karşıtlıklar etrafında şekillenen bu baba-oğul ilişkisinin temel özelliği; kopuk, gergin ve çelişkili bir karakter çatışması olarak sürmesidir” diyor.

Babalar, oğullarını olduğu gibi kabul etmekte zorlanıyor…

Baba – oğul arasındaki çatışmaların, çekişmelerin her kültürde ve her devirde var olduğuna dikkat çeken Doğu, “Babalar, genellikle oğulları ile özdeşim yaparlar ve onları kendileri gibi algılarlar. Bu nedenle çocuklarının kendilerinden çok daha üstün, başarılı, yetenekli ve neredeyse mükemmel olmalarını beklerler. Gerçek oğullarla, idealize ettikleri oğullar örtüşmez. Bu yüzden de onların başarısızlıkları, olumsuz davranışları, hataları, kötü alışkanlıkları, babaları çok öfkelendirir, baskın ve otoriter tutumlarını saldırgan yönlerini ortaya çıkarır” diyor.

Babaların oğullarını olduğu gibi kabul etmekte zorlandığını oysa bu tutumun yanlış olduğunu anlatan Doğu, “Çocuk her şeyden önce bir bireydir ve birey olduğu için de yaşı kaç olursa olsun saygıyı hak eder. Evlatların büyümelerine izin vermek, bağlı ancak bağımsız bir yetişkin olma sürecinde olduklarını kabul etmek ve can kulağı ile dinlemek gerekir. Empati kurmak, arkadaşı olmaya çalışmamak, kaliteli zaman geçirmek, isteklerine sınır koymak, fiziksel ve duygusal cezalar vermekten kaçınmak ve koşulsuz sevgi vermek ilişkinin sağlığı açısından çok önemlidir” diyor.

Babalar ve kızları…

Baba – kız ilişkisinin ise bambaşka geliştiğini anlatan Doğu, özellikle 4 – 5 yaş civarında kızlar, babalarını anneleriyle paylaşmak istemeyebilir ve kıskanabilirler. Bu bir süreçtir ve kızların anneyi bir rakip değil de bir idol olarak görmesiyle sona erer diyor.

Kızların eş seçimlerinde, kuracakları Aile yaşamında baba ile ilişkilerinin etkisinin büyük olduğunu anlatan Doğu, “Ancak kızlar fiziksel veya davranışsal açıdan babalarına benzeyen erkekler kadar tamamen farklı özellikleri taşıyan erkeklere de yönlenebilmektedir. Kızların ilişkileri geldikleri aileden çokça izler taşır. Baba figürü, her yaşta ve kültürde, kız veya erkek, her çocuk için güven, destek, güç, saygı, düzen-disiplin ve sınır dinamikleri taşıyan çok önemli varlıktır” dedi.

HOTİÇ, doğanın renkleriyle yürüyor

HOTİÇ, doğanın modern dokunuşlarını 2014 İlkbahar/Yaz Koleksiyonu ile tasvir ediyor.

HOTİÇ, minimalist deriler ve geometrik Lazer desenlerin trendi yorumlarını, 2014 İlkbahar/Yaz Koleksiyonu ile ayakkabı-aksesuar tutkunlarının beğenisine sunuyor.

Grafik anlatımlarla; deniz, güneş, kum, sahil tonlarını bütünleştiren HOTİÇ, şıklık ve sadeliğin enerji dolu ruh halini yansıtıyor.

Maviden tabaya uzanan kontrast skalası, krokodil, Canlı orman tonları, egzotik desenler, piton baskılarla doğanın zengin renklerini taşıyor.

Gladyatör sandaletler, flatlar, fetalar, makosenler, babetler tıpkı büyüleyici doğa gibi, trendi ve yumuşak…

Metalik deriler, lazer desenlerle minimalist bir çizgi yakalayan HOTİÇ, kemer, ayakkabı ve çantaya kadar uzanan ürün yelpazesiyle global-modern konseptini yaşatıyor.

Karnesi zayıf olan öğrenciye nasıl davranmalı

Karnesi zayıfsa nasıl davranmak gerekiyor? Cezalandırmak nasıl etkiler yaratıyor? Kötü karne gelecek için nasıl fırsata dönüşebilir? Karnesi zayıfsa tatil yapmalı mı?

Anne babalar dikkat!

KARNESİ KÖTÜ İSE YAPMAMANIZ GEREKEN 4 ŞEY

Karne dönemi yaklaşıyor, çocukların yanı sıra anne babalar da heyecan içinde… Hatta bazı aileler çocuklarının notlarına odaklandıkları için daha gergin bir bekleyiş içinde olabiliyor. Hemen her Aile çocuklarının karnesinin yüksek notlarla dolu olmasını ümit ediyor. Kimi zaman mutlu oluyor, kimi zamansa umdukları notlar gelmediği için üzülüyor.

Karne ister başarılı olsun, isterse zayıf, anne babalar her iki durumda da tepkilerinde aşırıya kaçabiliyor. Acıbadem International Hastanesi’nden Psikolog Ferahim Yeşilyurt, anne babaların karne Günü abartılı davranışlar vesözlerden kaçınmaları gerektiğine dikkat çekerek, “Başarılı karnede abartılı sevinç gösterileri ve hediyeler tıpkı kızgınlık tepkileri gibi öğrenci üzerinde olumsuz sonuçlara neden olabiliyor. Çünkü çocuk anne babası için başarının ne kadar önemli olduğunu fark ediyor. İleride başarısında düşüş olduğunda daha fazla tedirgin olabiliyor. Abartılı olumsuz tepkiler de benlik saygısındaki gelişimine zarar verebiliyor.” diyor.

Karnesi zayıfsa bunları asla yapmayın!

  1. Uyarma, tehdit etme : “Bu zayıflar düzelmezse seni mahvederim” Bu tür cümleler korku ve boyun eğmeye neden olabiliyor. Tam aksine isyankar davranışlara da yol açabiliyor.
  2. Öğüt verme, çözüm önerileri getirme: “Senin yerinde olsam insan içine çıkmaz sürekli ders çalışırdım.” Bu tür cümleler öğrencinin kendi sorununu kendisinin çözemeyeceğini iletiyor ve direnç yaratabiliyor.
  3. Yargılama: “Sen zaten tembelsin.” Kalıplayıcı bir cümledir. Öğrencinin sadece bugün değil, her zaman başarısız olduğunu ve olacağını ima ediyor.
  4. Suçlama : “Bu başarısızlık senin eserin !” Bu cümleler öğrencide savunucu tutum yaratıyor ve başarısızlıktaki kendi rolünü görmesini engelleyebiliyor.

Cezalandırmak benlik saygısının gelişimine de zarar veriyor

Ödül ve ceza sistemi yıllardır çocuk yetiştirmede kullanılan metotlardan. Peki ama bu doğru mu? Psikolog Ferahim Yeşilyurt bu soruyu şöyle yanıtlıyor:

“Başarılı olamayan çocukları cezalandırmak özellikle de bedensel cezalar vermek çok büyük bir hata. Çünkü bu davranışlar öğrencinin benlik saygısının gelişimine zarar veriyor. Bunun yerine sevilen bir aktivitenin kısıtlanması daha uygun olacaktır. Örneğin play station bilgisayar, vb gibi oyun araçları sınırlanabilir.”

Anne babanın hatalı davranışları riskli davranışlara yol açabiliyor

Karne sonrasının aile içinde Sağlıklı biçimde değerlendirilememesi sonucu üzücü durumlar yaşanabiliyor. Evden kaçan, yaşamına son vermeyi düşünen çocuklar, öfkesine hakim olamayıp çocuğuna şiddet uygulayan ana babalar olabiliyor.

PsikologFerahim Yeşilyurt, insanların yaşamları boyunca birçok değerlendirme aşamalarından geçtiklerini, başarı ne kadar olası ise başarısızlığın da o kadar olağan bir durum olduğunu belirterek,

“Önemli olan başarısızlığın nasıl değerlendirildiğidir. Anne babaların hatalı tutumları öğrencilerde ailelerinin kendilerini anlamadıkları ve kabul etmedikleri duygusu yaşatıyor. Öğrenciler de yaşanan başarısızlık durumunu doğru biçimde Analiz edemiyor ve yapılması gerekenleri etkili biçimde uygulamaya koymakta zorlanabiliyor. Diğer taraftan özellikle ergenlerde bu tavırlar riskli davranışlara evden kaçmalara ve kendisine zarar verme gibi davranışlara da neden olabiliyor.” dedi.

Gelecek için bir fırsata dönüştürebilirsiniz

Eğer notlar düşükse bu durumdan genellikle öğrenci sorumlu tutuluyor; eleştiriliyor, suçlanıyor.

Psikolog Ferahim Yeşilyurt, “Oysa yapılması gereken, karnedeki düşük notların nedenlerinin ana-baba-çocuk üçgeninde değerlendirilmesi. Çocukla bu sonuçların nedenleri üzerinde konuşulabilir. Eğer aile-çocuk iletişimi iyiyse, çocuk bu sonucun alınmasındaki kendi rolünü görüp, değerlendirmesini yaparak gerekli sorumluluklarını alacaktır.” diyor. Sözlerine “Unutulmaması gereken bir nokta da, alınan karne notlarının telafisinin her zaman mümkün olduğu, gelecek dönemlerde yükseltebileceği olmalı.” diyerek devam eden Psikolog Ferahim Yeşilyurt şu bilgileri veriyor: “Karnesinde sorunlar olsa da çocuğunuzun her durumda yanında olacağınızı hissettirmelisiniz. Çocuğunuzla ilişkinizi iyi tutarak karne sonrası oluşabilecek bir krizi ilişkinizi geliştirmek üzere bir fırsata çevirebilirsiniz.” diye konuştu.

Karnesi zayıfsa tatil yapmalı mı?

Peki karnesi kötü olan çocuk tatil yapmalı mı? İşte hemen her ailenin zihnini kurcalayan bu soruya Psikolog Ferahim Yeşilyurt şöyle yanıt veriyor:

“Okullar tatil olduğuna göre çocuk öncelikle tatil yapmalı. Tatil yaparken ağırlığı yine dinlenme ve eğlenmeye vermek üzere günlük kısa bir ders çalışma programı hazırlanabilir. Çocuk tatilde bolca oyun oynanmalı. Çünkü oyun onun hem rahatlama hem de öğrenme yoludur. Bedensel oyunlar, spor ve müzik aktivitelerini tercih etmeli.”

Karnesi iyi ise ödülde aşırıya kaçmayın

Başarı ölçüsü aileler arasında farklılık gösteriyor. Bazı ailelerin çocuğu başarılı oldu diye abartılı sevinç gösterileri içine girebildiğini, ancak bunun tıpkı abartılı kızgınlık tepkileri gibi öğrenci üzerinde Negatif etki yaratabildiği uyarısında bulunan Psikolog Ferahim Yeşilyurt şunları söylüyor:

“Abartılı sevinç gösterileri öğrencide, ailesi için başarının ne kadar önemli olduğu duygusunu yaşatıyor. Ve öğrencinin daha sonraları olası başarı düşmelerinden daha fazla tedirgin olmasına neden olabiliyor. Başarı gösteren öğrenci abartılı hediyelere boğulmamalı. Motive etmek istiyorsanız, elinizdeki ödülleri idareli kullanın. İlkokul 2. sınıfta karnesi hepsi 5 diye çocuğa ıpad, playstation, vb hediyeleri hemen almayın. Bu yıl bunları yaparsanız 3 sınıfın sonunda daha üst hediyeler almak zorunda kalırsınız. Daha çok sözel ödülleri tercih edin. Örneğin öğrencinin başını okşamak, aferin demek, sevdiği bir yemeği hazırlamak, ya da sevdiği bir filmi izlemek onun için daha anlamlı olabilir. Bazen anne babanın çocuğuna zaman ayırması bile yeterli olabilir.”